Şu muazzam diziyi dilim döndüğünce övmek, büyük bir takipçisi olarak boynumun borcu.


Sonda yazacağımı başta yazayım: Bu, her kafaya uygun bir dizi değil. Biraz absürd komediye aşina olmalısınız. Olmasanız da açık olmalısınız. Absürd komedi deyince ülkemin bağrından kopup gelen bir Recep İvedik misali vermiyorum. Çok güzel mesajları olan, ince ince bir şeylere dokunan, aşırı abartılı anlatım tadından bahsediyorum. Biraz South Park kafasına sahibiz yani. Belki biraz H.I.M.Y.M. Az biraz Rick And Morty.

Dizimiz tam bir empati dizisi. Bize, aslında yaşadığımız şeyleri sembolik bir dille anlatıyor. Kaybeden bir adamımız var ve doğru insanı arıyor. Ama şunu söylemeden geçemem: Kadın arayan bir adam adında bir dizi için senden benden çok daha fazlasını bulabiliyor arkadaş. Sanırım Amerikan topraklarının bir getirisi. (Hail America!)



Bu diziyle ilgili yazmak için iyi ki biraz beklemişim diyorum. Belirli bir noktaya kadar. Çünkü normalde, bu dizinin tamamen erkekler için olduğunu düşünmüştüm. Hayır, adından yola çıkarak değil; anlatılarından. Yani; hangimizin kıza atacağı ilk mesaj bir panik masası oluşturmadı ki? Hangimiz sevgilimizin eski bir erkek dostuna koca bir penis canavarı gözüyle bakmadık ki? Ve hangimiz sevgilimizi annemize tanıştırırken bunun koca bir şova dönüşmesi baskısını yaşamadık ki? Öyle değil mi? Yalnız kaldığımızda, tek edildiğimizde üzerimize koca damlalarıyla yağmurlar yağmadı mı? Sarhoş halde sevişecekken çükümüz koparcasına ereksiyon sorunu yaşamadık mı?



Ama yanlış düşünmüşüm... Bu dizi sadece erkeklerin derdini abartılı sembollerle anlatarak yaramızı deşen bir dizi değil. Bunu, ''Woman Seeking Man'' bölümünde en net şekilde görebiliyorsunuz. İyi ki bu bölüme dek bekletmişim yazımı. 

Her ne kadar empati yeteneğimle övünsem de, bu bölümün dert topağını tasvir etmek için, bunu bir kadın gözünden anlatmak için; yakın bir kız arkadaşıma bölümü izleterek bu paragrafın anlatısını da ona bırakıyorum:

''Konsepti bozmayayım: Eeee kızlar... Hangimiz yalnızken kendimizi en yaşlı hissetmedik ki? Çevremizdeki evli herkesi kendimizden çok daha genç gördük, yaşlandıkça armudun sapı diye diye kalakaldık. Dürüst olalım, kariyer hedeflerimize ne kadar odaklansak da, bu anlamsız yalnızlık ara ara canımızı sıktı. Mükemmel adamı bulamadık, bulduğumuz odunları yontmaya kalktık, başaramadık. Sonra aşka olan inancımızı yitirip daha mantıklı şeyler aradık. Bu dizi izlediğim tek bölümüyle beni böyle tavladı işte...''



Eh, mükemmel erkek diye sarıldıklarınız da eşcinsel çıkabilir, dikkat edin. Mükemmel diye sınıflandırdığınız erkekler, genelde kendinizden parçalar bulduklarınız oluyor. Ama bir erkekte kendinizden parçalar bulmak tehlikeli hanımlar!

Daha fazla kadın-erkek sınıflandırması yapmadan diziye geri dönelim, hm?



Gerçekten her bölümden çok ince nüanslarla kendinizden bir şeyler bulmanız mümkün. İlişkilere dair bu kadar absürd bir anlatıyla bu denli net tespitler yapmak her yazarın harcı değil kesinlikle. Üstelik bu bir komedi dizisi ise. Yaşanılan duygusal zorlukları komik bir dille anlatmak... Sizi yormadan düşünmeye sevk ediyor. Hele bir de yeni ayrılmış, hatta terk edilmişseniz!



Örneği az bulunur zekada bir iş. Duygusal zekadan söz ediyorum. Duygusal zekanız ortalamanın biraz üzerinde ise, bu diziyi sevmemeniz mümkün değil.

Başrollerde; Amerikan komedilerinin ezik çocuğu Jay Baruchel, Amerikan komedilerinin cool eğlenceli adamı Eric André, ve yine Amerikan komedilerinin (fiyuuu...) kadın sterotipi Britt Lower. Kadro iyi, iyi...

Haydi duygusallar, TOPLANALIM!

İNCELEME: Man Seeking Woman



Şu muazzam diziyi dilim döndüğünce övmek, büyük bir takipçisi olarak boynumun borcu.


Sonda yazacağımı başta yazayım: Bu, her kafaya uygun bir dizi değil. Biraz absürd komediye aşina olmalısınız. Olmasanız da açık olmalısınız. Absürd komedi deyince ülkemin bağrından kopup gelen bir Recep İvedik misali vermiyorum. Çok güzel mesajları olan, ince ince bir şeylere dokunan, aşırı abartılı anlatım tadından bahsediyorum. Biraz South Park kafasına sahibiz yani. Belki biraz H.I.M.Y.M. Az biraz Rick And Morty.

Dizimiz tam bir empati dizisi. Bize, aslında yaşadığımız şeyleri sembolik bir dille anlatıyor. Kaybeden bir adamımız var ve doğru insanı arıyor. Ama şunu söylemeden geçemem: Kadın arayan bir adam adında bir dizi için senden benden çok daha fazlasını bulabiliyor arkadaş. Sanırım Amerikan topraklarının bir getirisi. (Hail America!)



Bu diziyle ilgili yazmak için iyi ki biraz beklemişim diyorum. Belirli bir noktaya kadar. Çünkü normalde, bu dizinin tamamen erkekler için olduğunu düşünmüştüm. Hayır, adından yola çıkarak değil; anlatılarından. Yani; hangimizin kıza atacağı ilk mesaj bir panik masası oluşturmadı ki? Hangimiz sevgilimizin eski bir erkek dostuna koca bir penis canavarı gözüyle bakmadık ki? Ve hangimiz sevgilimizi annemize tanıştırırken bunun koca bir şova dönüşmesi baskısını yaşamadık ki? Öyle değil mi? Yalnız kaldığımızda, tek edildiğimizde üzerimize koca damlalarıyla yağmurlar yağmadı mı? Sarhoş halde sevişecekken çükümüz koparcasına ereksiyon sorunu yaşamadık mı?



Ama yanlış düşünmüşüm... Bu dizi sadece erkeklerin derdini abartılı sembollerle anlatarak yaramızı deşen bir dizi değil. Bunu, ''Woman Seeking Man'' bölümünde en net şekilde görebiliyorsunuz. İyi ki bu bölüme dek bekletmişim yazımı. 

Her ne kadar empati yeteneğimle övünsem de, bu bölümün dert topağını tasvir etmek için, bunu bir kadın gözünden anlatmak için; yakın bir kız arkadaşıma bölümü izleterek bu paragrafın anlatısını da ona bırakıyorum:

''Konsepti bozmayayım: Eeee kızlar... Hangimiz yalnızken kendimizi en yaşlı hissetmedik ki? Çevremizdeki evli herkesi kendimizden çok daha genç gördük, yaşlandıkça armudun sapı diye diye kalakaldık. Dürüst olalım, kariyer hedeflerimize ne kadar odaklansak da, bu anlamsız yalnızlık ara ara canımızı sıktı. Mükemmel adamı bulamadık, bulduğumuz odunları yontmaya kalktık, başaramadık. Sonra aşka olan inancımızı yitirip daha mantıklı şeyler aradık. Bu dizi izlediğim tek bölümüyle beni böyle tavladı işte...''



Eh, mükemmel erkek diye sarıldıklarınız da eşcinsel çıkabilir, dikkat edin. Mükemmel diye sınıflandırdığınız erkekler, genelde kendinizden parçalar bulduklarınız oluyor. Ama bir erkekte kendinizden parçalar bulmak tehlikeli hanımlar!

Daha fazla kadın-erkek sınıflandırması yapmadan diziye geri dönelim, hm?



Gerçekten her bölümden çok ince nüanslarla kendinizden bir şeyler bulmanız mümkün. İlişkilere dair bu kadar absürd bir anlatıyla bu denli net tespitler yapmak her yazarın harcı değil kesinlikle. Üstelik bu bir komedi dizisi ise. Yaşanılan duygusal zorlukları komik bir dille anlatmak... Sizi yormadan düşünmeye sevk ediyor. Hele bir de yeni ayrılmış, hatta terk edilmişseniz!



Örneği az bulunur zekada bir iş. Duygusal zekadan söz ediyorum. Duygusal zekanız ortalamanın biraz üzerinde ise, bu diziyi sevmemeniz mümkün değil.

Başrollerde; Amerikan komedilerinin ezik çocuğu Jay Baruchel, Amerikan komedilerinin cool eğlenceli adamı Eric André, ve yine Amerikan komedilerinin (fiyuuu...) kadın sterotipi Britt Lower. Kadro iyi, iyi...

Haydi duygusallar, TOPLANALIM!